have doing - Türkisch Englisch Wörterbuch

have doing

Bedeutungen von dem Begriff "have doing" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Idioms
have doing v. işi olmak
have doing v. planı olmak
have doing v. yapacak işleri olmak

Bedeutungen, die der Begriff "have doing" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 101 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
have no business doing something v. birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak
have scruples about doing something v. vicdani nedenle bir şeyi yapmaktan çekinmek
have difficulty in doing something v. bir şeyi yapmakta zorluk yaşamak
have the prerogative of doing something v. bir şey yapma ayrıcalığı olmak
have the honour of doing something v. şerefine erişmek
have something doing v. yapacak işleri olmak
Phrases
have the honor of doing something v. bir şeyi yapmanın şerefine erişmek
have the honour of something/of doing something v. bir şeyin şerefine nail olmak
have the honor of doing something v. bir şeyi yapmanın şerefine nail olmak
have the honour of something/of doing something v. bir şeyin şerefine erişmek
Colloquial
have something doing v. planlanmış bir şeyi olmak
have something doing v. belli bir zaman için planları olmak
have something doing v. belli bir zamana planlanmış/ayarlanmış işleri olmak
have something doing v. planlı bir şeyi olmak
have something doing v. zamanı belirlenmiş bir şeyi olmak
have something doing v. önceden ayarlanmış planları/işleri olmak
have something doing v. belli bir zaman diliminde meşgul olmak
have something doing v. belli bir zaman diliminde planları olmak
have an even chance of (doing something) v. yüzde elli şansı olmak
Idioms
have the devil's own job doing something v. emdiği süt burnundan gelmek
have the devil's own job to doing something v. emdiği süt burnundan gelmek
have the devil's own job to doing something v. akla karayı seçmek
have the devil's own job doing something v. akla karayı seçmek
have a penchant for doing something v. bir şeyi yapmaya düşkün/meyilli olmak
have a penchant for doing something v. bir şeyi yapma eğilimi içinde olmak
have a penchant for doing something v. bir şeyi yapmaya aşırı düşkünlüğü/meyli olmak
have a penchant for doing something v. bir şeyi yapmaya meyletmek
have a hard time doing something v. bir şeyi zar zor yapmak
have a hard time doing something v. bir şeyi yapmakta zorluk çekmek
have the devil's own job doing something v. (bir yeri bulabilmek/bir şeyi yapabilmek için) akla karayı seçmek
have a go at doing something v. hele bir denemek/başlamak
have one's sights set (on doing something) v. gözünü dikmek
have one's sights set (on doing something) v. hedeflemek
have no qualms about (doing) something v. hiç çekinmemek
have no qualms about (doing) something v. hiç bir çekincesi olmamak
have an even chance of (doing something) v. şansı/ihtimali eşit olmak
have an even chance of (doing something) v. şansı/ihtimali yarı yarıya olmak
have a way of doing something v. genellikle belli bir şekilde olmak/yapılmak
have a way of doing something v. bir şeye neden olmaya meyilli olmak
have a way of doing something v. bir şeyi yapmaya meyilli olmak
have a way of doing something v. bir huyu olmak
not have a chance in hell (of doing something) v. (bir şeyi yapması) mümkün olmamak
not have a chance in hell (of doing something) v. (bir şeyi yapmakta) hiç şansı olmamak
not have a chance in hell (of doing something) v. (bir şeyi yapmaktan) hiç umudu olmamak
have a bash at (doing) something [uk] v. bir şey (yapma) girişiminde bulunmak
have a bash at (doing) something [uk] v. bir şey (yapmaya) teşebbüs etmek
have a bash at (doing) something [uk] v. bir şey (yapmayı) denemek
have a bash at (doing) something [uk] v. bir şey (yapmaya) çalışmak
have a bash at (doing) something [uk] v. bir işe el atmak
have a shot (at something/at doing something) v. (bir şeyi/bir şeyi yapmayı) denemek
have a shot (at something/at doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) şansını denemek
have a crack at (doing) something v. bir şeyi tecrübe etmek
have a go (at something/at doing something) v. (bir şeye ya da bir şey yapmaya) teşebbüs etmek
have a gift for (doing) something v. bir şey (yapma) konusunda doğal becerisi olmak
have a go (at something/at doing something) v. (bir şeyi/bir şey yapmayı) denemek
have a crack at (doing) something v. bir şey (yapmayı) denemek
have a gift for (doing) something v. bir şey (yapma) konusunda doğuştan yetenekli olmak
have a go (at something/at doing something) v. (bir şey/bir şey yapma) girişiminde bulunmak
have a crack at (doing) something v. bir şey girişiminde/teşebbüsünde bulunmak
have a crack at (doing) something v. bir şeyde şansını denemek
have a gift for (doing) something v. (bir şey yapmaya) doğal yeteneği olmak
have a stab at something/at doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı bir denemek
have a penchant for doing v. yapma eğilimi içinde olmak
have a stab at something/at doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı denemek
have a stab at (doing something) v. (bir şey yapmayı) bir denemek
have a stab at (doing something) v. (bir şey yapmayı) ilk kez denemek
have a stab at (doing something) v. (bir şey yapma) girişiminde bulunmak
have a stab at (doing something) v. (bir şey yapmayı) denemek
have a shot (at something/at doing something) v. (bir şeyi/bir şey yapmayı) denemek
have a penchant for doing v. yapmaya düşkün/meyilli olmak
have a stab at something/at doing something v. bir şey/bir şey yapma girişiminde bulunmak
have a stab at (doing something) v. (bir şey yapmada) şansını denemek
have a stab at something/at doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı ilk kez denemek
have a stab at something/at doing something v. bir şeyde/bir şey yapmada şansını denemek
have a penchant for doing v. yapmaya aşırı düşkünlüğü/meyli olmak
have a penchant for doing v. yapmaya meyletmek
have a shot (at something/at doing something) v. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) şansını denemek
have no business doing v. yapması aptalca/akılsızca olmak
have no business doing v. yapması yanlış olmak
have no business doing v. yapmaya hakkı olmamak
have no business doing something/to do something v. bir şey yapmaya hakkı olmamak
not have a hope in hell (of doing something) v. (bir şey yapma) umudu hiç olmamak
not have a hope in hell (of doing something) v. (bir şey yapma) şansı hiç olmamak
have your sights set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı kafasına koymak
have your mind set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şeyi yapmayı çok istemek
have your sights set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı kafasına koymak
have your mind set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şeyi yapmayı kafasına koymak
have your sights set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı amaçlamak
have your heart set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şeyi yapmayı kafasına koymak
have your mind set on something/on doing something v. bir şeye/bir şeyi yapmaya baş koymak
have your sights set on something/on doing something v. bir şeye/bir şey yapmaya odaklanmak
have your heart set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şeyi yapmayı çok istemek
have your heart set on something/on doing something v. bir şeye/bir şeyi yapmaya baş koymak
have your sights set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı hedeflemek
have your sights set on something/on doing something v. bir şeyi/bir şey yapmayı çok istemek
Speaking
you have a strange way of doing business expr. garip bir ticaret anlayışın var
you have no idea what you're doing expr. ne yaptığın hakkında hiçbir fikrin yok
what have you been doing since the last time I saw you? expr. seni son gördüğümden bu yana neler yapıyorsun?
I have no idea what I'm doing expr. ne yaptığımı hiç bilmiyorum
how long have you been doing karate? expr. ne zamandan beri karate yapıyorsun?
Slang
what the hell have you been doing here? expr. burada ne halt ediyordun?